EBRU SANATI NEDİR?

EBRU SANATI KURSLARIMIZ

USTA EBRU SANATÇILARI

Ebrunun en kapsamlı tanımı Babaoğlu‟nun ifadeleriyle; “suda erimeyen, güneşten etkilenmeyen ve kağıda zarar verici asit ve kazein gibi kimyasallar içermeyen doğal boyaların, ebrucu tarafından yaĢlı atın kuyruk kıllarının gül dalına sarılmasıyla üretilen fırçalar yardımıyla kıvamı artırılmıĢ bir sıvı üzerine serpilmesi
ve/veya damlatılması suretiyle; elde edilen desenin, sıvının üzerine yerleĢtirilen bir kağıda aktarılmasıyla gerçekleştirilen bir kâğıt bezeme sanatıdır” (Alparslan Babaoğlu. Kadim Sanatlar, (1). 30-33)

Türklerin eski vatanından İpek Yolu ile gelen ebru sanatı, Türkistan‟da Buhâra‟dan yola çıkmış, İran üzerinden adını da beraber alarak Anadolu‟ya yerleşmiştir. Farsçadan aldığı adı, bulutumsu görünüşünden dolayı Ebri mi yoksa teknede su üzerinde meydana geldiği için „Âbr ‟ olarak isimlendirildiği netlik kazanmamıştır (1986). Ebru Sanatı. Antika Dergisi, (14). 40-46.) Yüzeydeki şekillerin yer yer kaşa benzemesinden dolayı bu sanata Farsça ebru kelimesinin özellikle verildiğini söyleyenler de vardır. Ancak
ġemseddin Sâmi Bey, kaş manasına gelen ebru kelimesi için ayrı bir madde açarken, sanat manasındaki ebru’yu söyle açıklamıştır:

Ebru Sanatının Felsefesi

Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsanız; kırmızı, sarı, lacivert ve mavi renklerin en ilahi tonları ile, bulutlardan bir ebrunun daha doğrusu ebrinin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın usta fırçasıyla lacivert, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüanslarını serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. 

İşte sanaatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzellikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içerisinde tanrısına boyun kesen sanatkarın benlikten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve kainata döner. Ebrucunun gönlü gibi.

Hz. Ali ne güzel buyurmuş “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün bir alem sen de dürülüp bükülmüştür.”